Dinden korkuyorum. İnsan korktuğu şeye nasıl inanır? Korkulan şeyin mensubu değil ancak kölesi olunur. Mutlak bir yaratıcıya inanmak zor değil ama bir dine inanmak için öncelikle onu bilmek gerekir. Keza, aynı şekilde inkar etmek için de bilmek gerekir. İslam eğer mantık diniyse o halde niye büyük çoğunluk dogmatik bir şekilde inanıyor bu dine. Herkes korkularından ya da toplumun öğretilerinden dolayı cehaletle sığınıyor inançlara. İlk emri "oku" olan bir dinin inananları nasıl olur da çoğunlukla okuma alışkanlığı olmayan ülkelerde yaşamaktadır aklım almıyor.
Töre kelimesinin bir anlamı da hukuktur eski Türk devletlerinde. Bunlar sosyal hayatı düzenlemek için kullanılırdı. Acaba din de bir öğreti mi diye düşünmeden edemiyor insan. Konuya hakim olmayınca yargıda bulunmanın bir zararı olmuyor. Ne yazık ki etrafta en azından beni aydınlatacak kadar okumuş ve hazmetmiş inançlı insanlar da pek yok. Bakınca görüyorum ki insanlar sığınmak, korunmak, korkularıyla yüzleşmemek ve çaresiz kalmamak adına kullanıyorlar dini. Bu nedenle yine dogmatik ve sosyal hayatı düzenlemeye yarayan bir öğreti olarak algılıyorum dini.
Tv'de, orda burda sürekli duyduklarım yüzünden korkularım artıyor. Cennet ve cehennem kavramları da kafamı karıştırıyor ve korkularımı kamçılıyor. Bilmediğim ve algılayamadığım bir dinin kölesi olmaktansa bilmediğimi kabul ederek cahil olmak daha mantıklı geliyor. İnananlara saygım sonsuz ama ezbercileri affedemiyorum. Zira din, ödevini iyi yapıp geçebileceğin bir ders değildir, yaşamak, hissetmek, sindirmek gerekir. Bunlar olmayınca o kadar havada kalıyor ki insanın inanası gelmiyor. Yani demem o ki kahvaltıda kuzu çeviren vejetaryenler gibisiniz.
2 yorum:
Şöyle bir film vizyona girecek...
http://www.imdb.com/title/tt1527186/
Bu filmde dünyanın sonu geliyor(çok moda ya bu aralar filmlerde).
Filmde bütün dünya bunu biliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken dört karakter var.
Birincisi hayatı maddi dünya ile iç içe geçmiş bir kişilik.
Dünyanın sonunun geleceğini öğrendiği anda intahar ediyor.
İkincisi bu durumu kabullenemeyip deliriyor.
Geriye kalan iki karakterden ise birisi çocuk.
Büyük olan durumu biliyor, ve çalılardan ufak bir kulübe yapıyor, ve bu kulübenin içine giriyorlar dünyanın sonuna doğru.
Çocuk çok huzurlu çok mutlu çünkü kulübenin içinde güvende olduğunu hissediyor, büyük olan ise biraz telaşlı, biraz ürkek ama durumu kabullenmiş ve olacak olanı bekliyor.
şimdi burada dünyanın sonu, hakikate ermeyi, tanrı ile bir olmayı, diğer toplumların değişi ile çakraların açılmasını, nirvanaya ulaşmayı, materyalist bakış açısı ile de evrenin var olan diğer boyutları ile de etkileşime geçebilmeyi temsil ediyor.
filmdeki o kulübe ise DİN'i, o kulübedeki çocuk ise de o dine inananları temsil ediyor...;)
açıkçası merak ettim filmi
vizyona girince mutlaka izlerim
Yorum Gönder