Pazar, Temmuz 28, 2013

Aklımdasın işte ne yapayım?



Bir gece ansızın tak etti. Dedim ki seviyorsan git konuş abi :) gittim konuştum. İçten ve en saf haliyle hiç çekinmeden dedim ki;
"Saçma sapan bir şehre hapsoldum, mütemadiyen seni düşünüyorum, ezikliğim üzerimde bir de kalkmış sana dert yanıyorum."
Şaşırdı haliyle inanmadı belki de altında başka nedenler aradı bilmiyorum. Umurumda da değil açıkçası. Çünkü neredeyse 2 yıldır ne yüzünü gördüm ne de sesini duydum. Acaba böyle bir şey gerçek olabilir mi diye düşünmesi normaldi. Sonra dedim ki;
"Görüşmediğimiz onca zamandır içimde tutuyorum seni, çok acayip bir şey bazen çok yoğun bazen hayal meyal..."

Bu kadar açık bir itiraf...

Bir arkadaşıma bahsettim direk "booty call" dedi.
Ulan farklı şehirlerde yaşıyoruz ne "booty"si ne" call"u dedim. İnanmadı "ergeeeeen" dedi bana. 30 yaşında ergenliğime isyan edesim geldi. Fakat durum gerçekte böyle değil. Çünkü insan ne yaşadığını bilir. Ha bu arada dedim ki seni çok ifşa ederim blog aleminde rezil olursun. İnanmadı bana. Neyse bu defalık affediyorum, bir dahaki sefere facebook adresinin linkini koyabilirim ayağını denk al kamy ;)

Kafanı yastığa koyup hayallere dalarsın ya, biz bir avuç hayalden ibarettik aslında gerçekleşemedik...
"Yine kendi kendime sormadan duramadım,
Niye seni böyle istiyorum diye bulamadım."

Ne tuhafız. Ne anlaşılmaz, ne karışığız.
Aslında sevmek, aşık olmak özünde hiç de bencil olmayan duygular.
Ait ya da sahip olmak değildir sevmek...
Ben de öyle sevdim galiba.
Ve böyle sevmeye devam edesim var.
Kokusuna hasret, gözlerine tutsak ama hep uzakta.
Ve işin en garibi çok gerçek.


NOT: Aşk ağlatır, dert söyletir. Vay arkadaş ne dertli çıktım haaa...

Perşembe, Temmuz 25, 2013

Çünkü;

Biz dosttuk çünkü; yüreklerimiz aynı kafeste çarptı aynı cam vazoyla parçalandı.
Biz dosttuk çünkü; bir nehirdi bizi boğan, boğuldukça boğulduk, gerçekten ve gerçekle vurulduk. Yaralarımızı beraber sardık sonra da tuz bastık. tuz buz olmuş hayatlarımızdan yorulduk.
Biz dosttuk çünkü; dostlar bu günler için vardır diye sırtımızı sıvazladık ama ağladık ve güldük. Gülücükler gözyaşlarımızla boğulsa da biz yine vardık, "varız" diyebildik. Niceleri vardı buna aldırış etmedi, biz yine, yine, yine ve yine güldük.
Biz dosttuk çünkü; aşklarımız vardı bizim ve hep onları anarken yaklaştık, kenetlendik. Belki de bizi bağlayan onların acısıydı. En çok bu noktaya takıldık. Saatler yetmedi, günler yetmedi, kağıt kalem yetmedi. Bir dünya, bu evren yetmedi, biz birbirimize yettik.
Biz dosttuk çünkü; burada, bu odada, aynı mendille sildik hüznü ve kederi, aşk kramplarını ve arta kalanları, komodinin üzerinde kalmış anıları ve sandıktaki umutları.

Maalesef

Yazma hissimi tetikleyen şeylere saplanmamak için nefretime sığınmak benim dünyamın en kaçınılmaz gerçeği.
Bu gecede, bu karanlık üzerine.

Uzanırken semaya küçüldü dünya,
Noktalar birleşip saldırdı aya,
Gözlerimi yumunca hepsi bir rüya,
Büyüdüm yine Küçük Prens* oldum.

*Küçük Prens: Le Petit Prince/ Antoine de Saint-Exupéry.


Çarşamba, Temmuz 24, 2013

Gececi

Gececi olmak emek ister. Önce öğleden sonra kalkacaksın, güneşin batmasına yakın. Sonra 2-3 saat elin ayağın titreyecek mümkünse. Kahvaltıyı en erken 5'te yapacaksın. Ve belki de o saate kadar hala yüzünü yıkamamış olacaksın. Zordur, sanattır, uğraştırır gececi olmak. Vücudunun dengesini bozulacak ama sen buna direneceksin tüm gücünle.

Hava karamaya başlayınca şarabını açacaksın, koca bir kadehe şişenin  yarısını dolduracaksın sonra...
Bir elinde sarhoşluğun, bir elinde sigara dertleneceksin derinden, içten içe. Ama hayat güzeldir, yarın yeni bir gün olacak diye umutlanacaksın bir yandan.

Diğer taraftan karanlık çökecek üzerine, bir gece aklının bir köşesinde dolanan hatıraları tekrar tekrar yaşarken başka bir gece hüzünlü nakaratlar çalacak yüreğinde. 

Bazen kendi kendine bile gülmen gerekecek. Çünkü gülmeden de olmaz öyle. 

Bazen varoluşu sevecek bazen tiksineceksin. Kafandaki savaş asla bitmeyecek. Susmayacak sesler ta ki şarabın bitene dek.

Bazı geceler gözlerin dolu dolu uykuya dalacaksın, bazı geceler yıldızları seyrederek düşeceksin düşlere, bazı geceler duracaksın öylece, boşluğa bakarak geçecek saatler, bazı geceler sadece müzik, bazı geceler victor hugo, bazı geceler sırtında dünyanın ağırlıyla uğurlayacaksın ayı, bazı geceler o olacak  yine aklında ve yine ve yine ve YİNE!