Pazartesi, Ekim 31, 2011

KliŞeCaN'DaN iNCiLeR

HAYATIN EN BÜYÜK -en küçük- YALANLARI


  • Aradım ama telefonun kapalıydı.
  • O son kadehi içmeyecektim (tabi tabi).
  • Önemli olan katılmaktı. (peh)
  • Anlıyorum.
  • Bozuk yok yok sakız al ordan.
  • (a + b)² = (a + b)(a + b) = a² + ab + ba + b² = a² + 2ab + b²
  • İlk sokaktan sağa ordan da ilk sol yüz metre ilerde .
  • Alnımıza ne yazıldıysa o.
  • Çok zeki çocuk ama tembel.
  • Bir de şöyle bir site var: www.kliseuretimmerkezi.com Sitenin yapım aşamasında tüm klişeler kullanılmış ama sözü geçen klişeyle bir alakası yok.


Cumartesi, Ekim 29, 2011

I NeeD a MiRaCLe

Her şey gelip geçiyor. En son aynaya baktığımda daha gençtim mesela. Zamanın gerisinde kalıyoruz. Her gün bir yere yetişmeye çalışıyor nitekim onlarca şey kaçırıyoruz. Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımın annesi vefat etti. Çok buruk ve içten bir sesle "Annenle daha sık vakit geçir olur mu, dedi bana, çünkü bu dünyada seni o kadar çok ve karşılıksız sevecek başka kimse olmayacak. Hayatındaki en büyük sevgi kaynağını bir kaç saat içinde yerin altına gömmeden önce bana bunları söyledi. 



Ak saçlı başını alıp eline, 
Kara hülyalara dal anneciğim!                      
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim!...

(1926) Necip Fazıl Kısakürek

       

Salı, Ekim 25, 2011

HePSi BiR FiLM iZLeRKeN oLDu



Ne zor iştir kadın olmak. Gerçek anlamıyla, bütün uzuvlarıyla ve içinden geldiği gibi kadın olmak. Dilediğin gibi kahkahalar atıp dilediğin gibi oturmak ne zordur. Beğendiğin bir adamın gözünün içine bakmak ne ayıp, ne ayıp... Oysa bir adam kimseye aldırmadan yeri göğü inletircesine gülerken bacaklarını ayıra ayıra kurulur sandalyesine. Kimse de "ne ucuz adam" yakıştırmasında bulunmaz. Gördüğü iri göğüslü kadının saç tellerinden parmak ucuna kadar inceler, süzer, yeri gelirse belki de laf atar.



Mafya filmlerinin vazgeçilmez  sahnesi. İtalya'nın en büyük çetesinin başındaki adam, gözünü kırpmadan birini öldürebilen , insan avcısı, acımasız, sert, vahşete anlam veren, soğukkanlı katil, bir akşam üstü eve gelir ve karısının kucağına uzanır. Süklüm püklüm, hiçbir şey söylemeden öylece kalır orada. Çünkü huzur bulduğu tek yer bir kadının dizleridir. 

Kadın asla sadece kadın olmaz. Önce birinin kızıdır. Küçük kız çocuğu. Sonra evlendiği adamın eşi ve son olarak da çocuğunun annesidir. Toplum ne çok sıfat yüklemiş kadına aslında. Omuzlarına ne çok yük bindirmiş. "Oraya gitme, evli kadının ne işi var" denildiğini hiç duymadınız mı? Ya da "Çocuklu bir kadının bu saatte böyle bir barda ne işi var?" demezler mi size?. Her Türk kızı şu cümleyi illa ki duymuştur; "Senin gibi birine hiç yakışıyor mu?" Kadın doğdun mu birtakım sıfatları almak zorundasın. Annesindir ya da değilsindir, evli ya da bekarsındır. Ya hanım hanımcıksın ya da hafif meşrep.Ya aile kızısın ya da ortalık malı. Peki şimdi çok önemli bir sorum var; Evlenilecek kadın mı yoksa eğlenilecek kadın mısın? Hanım hanımcık bir kadın olmak sadece bir adamın eşi olabilmek için bir kapı açar kadına. Çok mu önemli peki sen aslında sen olmadıktan sonra?


Nasıl insanlar küfreder. Daha doğrusu küfretmek niye erkeklere mal edilmiştir? Çok sinirlenince ağız dolusu küfretmek herkese aynı derece yakışır bence. Hayatındaki en değerli insanlardan birini kaybedince kim yadırgayabilir seni? 

Aynı şartlarda okuyup daha iyi derecelerle bitirdiğin okuldan sonra işe girip bin bir takla atarak bir derece kıdem atlama savaşı vermektir kadın olmak. Yorucu ve kötü bir günün ardından soğuk, buzlu bardakta bira içmek yerine bitki çaylarına abanmaktır kadın olmak. Topuklu ayakkabı giymek ama ses çıkarmadan yürümeyi becerebilmektir kadın olmak. Kot pantolonla tecavüz edilirse bunu cinsel ilişki kabul etmektir kadın olmak.. Bin türlü duygu yaşayıp bunları en yakınındaki adama anlatamamaktır bir yerde. En nihayetinde "karı dırdırı" yapmaktır. Zayıflık sanılan duygusallığının aslında en büyük gücü ve meziyeti olduğunu bilememektir kadın olmak. Bazı kabilelerde zevk almasın diye sünnet edilendir, bazı yerlerde hamileyken dahi tarlada çalışandır, bazen de 12 yaşında anne olandır. İş anlaşmaları yapıldıktan sonra mükafat olarak odaya gönderilen de kadındır. 


Cumartesi, Ekim 22, 2011

BiR ReNKLi BiR ReNKLi Ki SoRMa GiTSiN



Hayat rengarenkmiş meğerse. 

Baktığın yere göre değişiyormuş. 
Evet değişiyor gerçekten. 
Geçici bir süreliğine de olsa değişiyor evet. 

Madem öyle bir kaç link vereyim;

(valla ben garip kelimelerin telaffuzlarını dinleyip eğleniyorum)







ANNeM aĞLıYoR

Uzun zamandır haberlerden tiksiniyorum. İzlemek istemiyorum. Her gün şiddete maruz kalan kadınlar, şehitler, kamyonun arkasında yanarak ölen mülteciler, linç edilerek öldürülen 40 yıllık ülke yöneticisi vs vs. Dün annemin şehit haberlerinin birini izlerken ağladığını gördüm. Odama gidip düşündüm. Ölüm ölümdür, görsek de görmesek de. Yaşanan acı gerçektir. Yaşanan kayıp büyüktür. Acaba o gece kaç anne, kaç eş, kaç çocuk ağladı? Ben üzülsem ne olur üzülmesem ne? Ama insan hissediyor biliyor musun! İnsan hissediyor ve üzülüyor görmese de.

Cumartesi, Ekim 15, 2011

DoLaBıMa DoKuNMa ! ! !

Kişilik analiz merkezi TUVALETler. Bir kişiyi tuvaletine bakarak tanıyabilir misiniz? Kullanılan tuvalet kağıdı insanı nasıl ele verir? Çift katlı, kokulu, desenli bir tuvalet kağıdını nasıl bir erkek satın alır? Biraz daha detaya girecek olursak; çekmecelesinde yedek diş fırçası bulunduran biri ya çok tedbirlidir ya da çok sık misafiri gelir, YATILI. 



İyice bokunu çıkarmak gerekirse; aynanın arkasındaki dolap işimizi kolaylaştıracaktır. Çünkü içinde ilaç mı gargara mı olduğu ziyadesiyle önemli bir unsurdur. Havluların rengi, tabi varsa, kullandığı şampuan, kremler(hele de erkekse), temizlik malzemeleri, losyonlar, bantlar, takılar ve tokalar gibi pek çok şey işimize yarar. Bir kadının tuvaletindeki prezervatif neye delalettir? Yerdeki paspas nemliyse çok duş alan biriyle karşı karşıya olabilirsiniz. Bu durumda zanlı ya duşta vakit geçirmeyi seviyor(?) ya da çok terliyor demektir. 


Dergiler ve kitaplar kişinin ilgi alanlarını çözümlemede yardımcı unsurlardandır. Penguen, uykusuz gibi dergiler bulabilme ihtimalinizin yanında FHM ya da Penthouse'la da karşılaşabilirsiniz. Ya da en tehlikelisi National Geographic... Zira ya entellektüel biriyle karşı karşıyasınız ya da egosu yüksek bir şımarıkla bir kaç saat vakit geçirmek üzeresinizdir. 



Çöp kutusuna değinmeden geçemeyeceğim. İçindekiler kişinin kişiliği hakkında çoook derin ipuçlarıyla dolu olabilir. Sigara izmaritinden kanlı jilete kadar pek çok delile ev sahipliği yapar. Sakar ev sahibi traş olurken sürekli yüzünü kesiyorsa en sevdiğiniz porselen fincanlarla çay ikram ederken bir kez daha düşünmenizi tavsiye ederim. Cam bardakların suyu mu çıktı canım!

Birini tanımak istiyorsanız tuvaletini kullanın. 

SıKıLDıM AaaAAAaaaaa

1-Twitter ünlülerinin bloglarında reklam yapmalarından
2-Sigaraya ve içkiye gelen zamlardan
3-TNTnin caaanım dizilere dublaj yaparak hayattan soğumama neden olmasından
4-Modanın her yıl değişmesinden (2 yılda bire sabitleyemez miyiz?)
5-30 yaşını geçen Türk kadınının otomatiğe bağladığı koca bunalımlarından
6-Dizi oyuncularının kazandıkları uçuk meblağlardaki paradan
7-Seren Serengil'in saç stilinden
8-Haberlerden
9-Sistemdeki arıza nedeniyle geçici bir süre hizmet veremeyen şirketlerden
10-Her yıl yazlık kışlık düzenlemekten
11-Kanepenin renginden
12-Mutsuz uyandığım sabahlardan
13-Yazdıkça kalemin işaret parmağımda bıraktığı izden
14-Kışın odayı havalandırmaktan
15-İş çıkış saatlerinde trafiğe kalmaktan
16-Aç uyanmaktan
17-Düşenin dostunun olmayışından
18-Teomanın müziği bırakmasından
19-Şımarık veletlerden, züppe adamlardan, egolu vajinismus kadınlardan
20-Esmer kadınların saçlarını ısrarla sarıya boyamasından
21-Yabancı dizilerin Türkçeye uyarlanmasından
22-Fatmagülün suçundan, Ferihanın adından
23-Makyajı mı tesettürü mü daha çok ilgi çekici anlaşılmayan allı morlulardan
24-Polisiye dizilerin alayından
25-Hülya Avşar ve Acun Ilıcalıdan
26-Anayasa hukukundan
27-Bu maskeli balo ve onun sahte yüzlerinden
28-Facebooktan (kapattım)
29-En sevilenlerle günahları ters orantılı gidişatından
30-Ranch sostan
31-Umutsuz ev kadınlarından

Çoooooooooook sıkıldım


Pazar, Ekim 09, 2011

DeLi MiYiM Ne!


Dışarı çıktığımda artık insanların bakışlarından rahatsız oluyorum. Deli miyim ne! Herkes bana bakıp acımasızca eleştiriyormuş gibi hissediyorum. Sanki kıyafetim saçım başım herkesten çok farklıymış da böyle giyinerek suç işliyormuşum gibi geliyor. Yürüyüşüm bile kusurlu. Hep bir şeyleri yanlış yapma hep hata hep suçluluk hissi. Artık miş gibi hissediyorum onlar da miş gibi yaşıyorlar sanırım. Ahlaklıymış gibi bakıyorlar, haklıymış gibi süzüyorlar, dürüstmüş gibi görünüyorlar,

MİŞ gibi yaşamak...İstemiyorum. Ben ne giyersem nerde oturursam nereye bakarsam bakayım insanlar ağzımdan çıkanı dinlesin istiyorum. Üç kuruşluk değer yargılarıyla tek kalemde belki de sadece kadın olduğum için üstümü çiziyorlar. İstemiyorum. Ve dahası katlanamıyorum. Susup başımı da önüme eğip yoluma devam edemiyorum. Biliyorum çok şey istiyorum.

Daha çok küçüktüm yolda yürüyordum, adamın biri bir elinde ninja gibi giydirdiği karısı diğer elinde gururla taşıdığı ERKEK çocuğuyla yanımdan geçerken bana laf atmıştı. Hayatımın en büyük şokunu yaşamıştım. Çünkü ne karısı kafasını kaldırıp baktı ne çocuğun yüzünde en ufak bir utanma belirtisi bir kızarma olmadı. Geçer dedim bu adam binde bir çıkar insanın karşısına. Ama giderek çoğaldılar, ürediler, türediler.

Çok değil bir kaç sene önceki gibi giyinmeye çekinir oldum. O zaman konuştuklarımı konuşamıyorum, korkuyorum, statülerin olmadığı bir diyaloğun içerisine giremiyorum ben girsem karşımdakiler girmiyor. Biliyorum çok şey istiyorum. Deli miyim ne!