Pazar, Kasım 27, 2011

PmS DoSYaSı


Şimdi şöyle bir durum var. Bir kaç gündür çok huysuzum. Triplerden triplere koşuyorum. Ona bağır bunun kalbini kır, romantik komedi filmlerine ağla, nutellanın dibini parmağınla sıyır, bu pms kadınların kabusu. İçimde kurt kadın var da o gün cismi hariç tüm çirkinliğiyle ortaya çıkıyor sanki. İnsan bu haldeyken en güzel günün içine eder. Bitmek bilmeyen bir duygu patlaması, nasıl anlatsam; önce kızgın kumlardan serin sulara atlamak sonra da yerin bilmem kaç kat altını tırnaklarımla kazıp çekirdeğe ulaşmak istiyorum. Oradan kutuplara gidip foklarla sabah yüzmesine gitmek istiyorum. Sonra nefesimi tutup bütün dünyayı içimde patlayan enerjiyle havaya uçurmak istiyorum. Her şey mükemmelmiş gibi mutlu mutlu dolanan insanların da kafalarını koparmak suretiyle çayıma banarak yemek istiyorum. Bu dönemde sevgilimin pedikür yaparak beni rahatlatmaya çalışmasını ve tüm yakın arkadaşlarım hakkında dedikodu yapmasını istiyorum. Şöyle bir tırnağım olsa da da ensesinden tuttuğum gibi onu da ne biçim erkeksin dedikodu yapmaya utanmıyor musun diyip yapıştırsam duvara. Evdeki bütün tencere tavayı alıp çala oynaya mahallede tur atmak geliyor içimden. Pms dönemlerinde insanın alnından bile kıl fışkırıyor. Saç dipleri bile ağrıyor. Ama yine de tutam tutam koparmak istiyorum. Zaten dengesiz olan bünyem iyice çığırından çıkıyor. Salya sümük kurbağaların kolsuz bacaksız doğmasına ağlarken bir anda dünyanın en mutlu insanına dönüşüyorum. Evrimsel. Bir de yüzüstü yatamıyor insan. Onun nedenlerine girmeyi hiç istemem. Batasıca pms. Gözün kör olsun.

Hiç yorum yok: