Başlık iyiymiş: kız çocukları dedik ama baya eşek kadarız bunu yaparken.
Sayfalar
Popüler Yayınlar
Salı, Kasım 29, 2011
Pazar, Kasım 27, 2011
PmS DoSYaSı
Şimdi şöyle bir durum var. Bir kaç gündür çok huysuzum. Triplerden triplere koşuyorum. Ona bağır bunun kalbini kır, romantik komedi filmlerine ağla, nutellanın dibini parmağınla sıyır, bu pms kadınların kabusu. İçimde kurt kadın var da o gün cismi hariç tüm çirkinliğiyle ortaya çıkıyor sanki. İnsan bu haldeyken en güzel günün içine eder. Bitmek bilmeyen bir duygu patlaması, nasıl anlatsam; önce kızgın kumlardan serin sulara atlamak sonra da yerin bilmem kaç kat altını tırnaklarımla kazıp çekirdeğe ulaşmak istiyorum. Oradan kutuplara gidip foklarla sabah yüzmesine gitmek istiyorum. Sonra nefesimi tutup bütün dünyayı içimde patlayan enerjiyle havaya uçurmak istiyorum. Her şey mükemmelmiş gibi mutlu mutlu dolanan insanların da kafalarını koparmak suretiyle çayıma banarak yemek istiyorum. Bu dönemde sevgilimin pedikür yaparak beni rahatlatmaya çalışmasını ve tüm yakın arkadaşlarım hakkında dedikodu yapmasını istiyorum. Şöyle bir tırnağım olsa da da ensesinden tuttuğum gibi onu da ne biçim erkeksin dedikodu yapmaya utanmıyor musun diyip yapıştırsam duvara. Evdeki bütün tencere tavayı alıp çala oynaya mahallede tur atmak geliyor içimden. Pms dönemlerinde insanın alnından bile kıl fışkırıyor. Saç dipleri bile ağrıyor. Ama yine de tutam tutam koparmak istiyorum. Zaten dengesiz olan bünyem iyice çığırından çıkıyor. Salya sümük kurbağaların kolsuz bacaksız doğmasına ağlarken bir anda dünyanın en mutlu insanına dönüşüyorum. Evrimsel. Bir de yüzüstü yatamıyor insan. Onun nedenlerine girmeyi hiç istemem. Batasıca pms. Gözün kör olsun.O LoLLiPoP
Şöyle şarkılar vardı mesela;- It's not fair, you never make me scream.
- Senin ağzını yerim ben.
- im your bomb bayb, ready to explode
- ulayi yamaşita kombamba kombambaaaa
- I'm the Scatman....repeat after me. It's a scoobie oobie doobie scoobie doobie melody.
- Aşk bu kızıl ötesi yaralı müzesi
hareket edemem - Festival gibisin sana katılmak istiyorum...
- Blah, blah blah/Think you’ll be gettin’ this?/ Nah nah nah.
- Your butt is mine
- you are so good baby, i want to lock you up in mt closet.
- you are just foolish kazanova..
- Are we human? Or are we dancer?
- nane nane bundan sanane alırım yetkimi senden ....
Çarşamba, Kasım 23, 2011
İLaN
- en az bir karakter sahibi
- okuduğunu anlayan
- anladığını konuşan
- konuştuğunu savunan
- bildiğini söyleyen
- olduğu noktada onuruyla durabilen
insanlar aranmaktadır.
Salı, Kasım 22, 2011
BLoG
Mail, mail, mail. Son 3 günde 15e yakın mail attım. Sanırım kendimi böle daha kolay ifade ediyorum. Küçükken de mektup yazardım. Yazmak söylemekten daha kolay geliyor. Yazarken bir önceki cümleye dönüp kontrol edebiliyorsun ama konuşurken öyle olmuyor maalesef.
Yalnız yazarken bir şey fark ettim. Karşında seni son kelimeni bitirene kadar dinlemeye mahkum bir monitöre bakarken insan yazdıkça yazıyor. İçinden geçeni en ince ayrıntısına kadar cümlelere işliyorsun. Tabi yüz yüze iletişimin yerini tutmuyor, bir fincan kahve eşliğinde yapılan fiskoslar kadar tatmin edici de değil. Yine de iyi bir psikologla yapılan verimli bir seans gibi rahatlatıyor. Bu yüzden bu kadar blog var anladım ben.
Perşembe, Kasım 17, 2011
İNaNaMıYoRuM ! ! !
Dinden korkuyorum. İnsan korktuğu şeye nasıl inanır? Korkulan şeyin mensubu değil ancak kölesi olunur. Mutlak bir yaratıcıya inanmak zor değil ama bir dine inanmak için öncelikle onu bilmek gerekir. Keza, aynı şekilde inkar etmek için de bilmek gerekir. İslam eğer mantık diniyse o halde niye büyük çoğunluk dogmatik bir şekilde inanıyor bu dine. Herkes korkularından ya da toplumun öğretilerinden dolayı cehaletle sığınıyor inançlara. İlk emri "oku" olan bir dinin inananları nasıl olur da çoğunlukla okuma alışkanlığı olmayan ülkelerde yaşamaktadır aklım almıyor.
Töre kelimesinin bir anlamı da hukuktur eski Türk devletlerinde. Bunlar sosyal hayatı düzenlemek için kullanılırdı. Acaba din de bir öğreti mi diye düşünmeden edemiyor insan. Konuya hakim olmayınca yargıda bulunmanın bir zararı olmuyor. Ne yazık ki etrafta en azından beni aydınlatacak kadar okumuş ve hazmetmiş inançlı insanlar da pek yok. Bakınca görüyorum ki insanlar sığınmak, korunmak, korkularıyla yüzleşmemek ve çaresiz kalmamak adına kullanıyorlar dini. Bu nedenle yine dogmatik ve sosyal hayatı düzenlemeye yarayan bir öğreti olarak algılıyorum dini.
Tv'de, orda burda sürekli duyduklarım yüzünden korkularım artıyor. Cennet ve cehennem kavramları da kafamı karıştırıyor ve korkularımı kamçılıyor. Bilmediğim ve algılayamadığım bir dinin kölesi olmaktansa bilmediğimi kabul ederek cahil olmak daha mantıklı geliyor. İnananlara saygım sonsuz ama ezbercileri affedemiyorum. Zira din, ödevini iyi yapıp geçebileceğin bir ders değildir, yaşamak, hissetmek, sindirmek gerekir. Bunlar olmayınca o kadar havada kalıyor ki insanın inanası gelmiyor. Yani demem o ki kahvaltıda kuzu çeviren vejetaryenler gibisiniz.
Perşembe, Kasım 10, 2011
MY oWN PeRSoNaL TeRMS oF ReFeReNCe
- Bu konu başlığını adeta bir İngiliz aksanıyla okumadığın sürece hiç bir anlam teşkil etmeyecektir.
- Hayatını çevreleyen sıkıcı insanlar dahili ve harici daraltıların olacaktır. Kaç
- Kaçtın ama kurtulamadın mı, kulak pamuğu kullan.
- Sevmediğin ama aynı zamanda parçası olduğun şeyleri kabullen ve bunlarla barışık yaşamaya çalış. Zira hayatın nasıl değişirse değişsin orada sevemeyeceğin en az bir şey mutlaka olacaktır.
- Paranın önünde eğilmek yerine onu önünde eğecek kadar zekan yoksa boş hırslar peşinde koşma.
- Kendini tanımadığın sürece kimseye empati yapamazsın ve kimseye kendini yeteri kadar iyi anlatamazsın. O yüzden her şeyden önce kendini tanı ve sonra da sev.
- Uyanınca içilen bir bardak kahvenin yanındaki sigara cilde iyi gelir, saçları besler, ölü hücreleri yeniler, toksinleri atar, yani aslında ruhunu besler.
- Kendine zaman ayırmakla tembellik arasında büyük fark vardır.
- İlginç iyi, sıradışı keyifli, bilinmeyen ise tercih sebebidir.
- Sevişmek güzeldir, aşkla terbiye edilirse daha da güzeldir. Sadece yatak etkinliği değil hayatın parçasıdır.Yalnız unutmamak gerekir ki cinsel organların ilki beyindir.
- Statüler insanı "insan" yapmaya yetmez. Üstüne bir şeyler katmak gerekir. Tutkuyla, sevgiyle ve istekle bir şeyler katmalı ve hayata sunmalı.
- Bütün dünyanın sana karşı olduğunu düşündüğün gün ergenliğe girdiğinin resmidir. Eee bunu yaşayacaksın alış.
- Bilge bir adam "Kitap okudukça insanları daha az seviyorum." demiş. Doğru da söylemiş ama yine de okumak güzeldir, bazen bir deyişi bazen 700 sayfalık bir romanı bazen de Muratan Mungan'ı. Aşka gelmenin ve yer yüzündeki bir çok duygunun kaynağı kitaplarda saklıdır aslında. Okumak iyidir.
- "Ağlamak güçün sembolüdür alsında" demişti çok sevdiğim biri. O günden beri mutsuzluklarımı da seviyorum. Dibe vurmadan yukarı çıkmanın bir yolu yokmuş hayatta.
- Luis Royo bir çağ açtı. Bilmekte yarar var.
- Evet tarih tekerrürden ibarettir. Ama ders alırsan aynı savaşı ikinci defa kaybetme ihtimalin düşüktür.
- Çocukluğumdan beri bisiklete binmeyi sevmişimdir. Belki arabadan daha yavaş ama hayattan hızlı değil.
- Mitolojik hikayelerin çıkarımları bir başka oluyor.
- Kibir hiç kimse için iyi olmamıştır.
- Türkçe yeterince zengin bir dil. Onu bitirince belki başkasına geçersin.
- Rüyalarını yazan tek insan değilimdir belki de. O kadar ki bazen rüyalarımı yazdığımın görüyorum rüyamda.
- Kuğulu Park'tan Atakule'ye ilk tırmanışımda çok param olursa oraya yürüyen merdiven yaptıracağım demiştim, 5. yılın sonunda düşünmek için vakit bulduğum değerli bir yerdi.
- Herkes özünde iyidir, herkesin özünü anlamak ise imkansız o yüzden daha somut şeylerle uğraşmakta yarar görüyorum.
- El yazısı en değerli olanıdır.
Salı, Kasım 08, 2011
KıRıLDıM

Hiç kimse değişmez. Değişmesini ummak hataymış maalesef bunu 28 yaşımda anlıyorum.
Acı her yaşta aynıymış.
Kaçıp gitmek istiyorum buralardan. Ama kaçmak da çözmüyor hiçbir şeyi.
Bir oda ki içinde hapsoldum. Çıksam yollar büyür, ayağım kayar düşerim.
Şu dünyada gerçekten huzur var mı?
Hiç kimsenin hiçbir şeyi değilim ama kendim bile olamıyorum. İzin vermiyorlar.
Dün öyle sözler duydum ki hayatım boyunca asla unutamam. Ama bir şey var anlatamıyorum.
Hiç iyi gelmedi burası bana. Asla olmayacağım bir biçim almaya çalışıyorum boşuna.
Ait değilim parçası hiç değilim.
Nefes alamıyorum artık. Kimsesi yokmuş gibi hissedince insan neye sığınır?
İçim çok acıyor sandığım kadar güçlü değilmişim demek ki.
Kimseden hiçbir şey istememe rağmen sürekli bedel ödemekten yoruldum. Belli ki ölünce kurtulacak dünya benden..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


