Çarşamba, Ocak 23, 2013

Neden Olmuyor?

-- Neden olmuyor?
-- Ne olmuyor?, dedi cevaben.
Oysa ben genel bir soru sormuştum, spesifik bir şey değil.  Neden olmuyor bir türlü? Yani bilirsiniz, hayat istediğimiz gibi gitmiyor, isteklerimiz hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleşmiyor. Varmak istediğimiz yere varamıyoruz. Ya da elde ettiklerimiz yeterince tatmin etmiyor. "Neden olmuyor?" diye sorarken bunu kastetmiştim. Anlamak çok zor değil. Sadece biraz odaklanmak gerek. Fakat zaten bunu yapacak kapasitemiz olsaydı cevabı da biliyor olurduk değil mi? HAYIR. Tembelliğimizden utanmıyoruz ya bir de ona kızıyorum. 
Buna benzer bir cevap verdim işte.Uzun süren bir sessizliğin ardından derin bir nefes aldım ve soruyu daha açık ifade etmeye çalıştım.
-- Neden hiçbir türlü tatmin olamıyoruz?
-- Çünkü tatmin olan yerlerimiz bozuk!
-- Doğru.
Üzerine uzun uzadıya düşünecek değilim. Sorun bizdeydi, onda değildi.



Salı, Ocak 15, 2013

Bizi zincire vuran kimdir?


"...
Severek yaşadığımız hayatımızı onurlandıran kimdir?

O canavarları bize öldürmemiz için gönderen

Ve aynı zamanda asla ölmeyeceğimizi işaret eden kimdir?

Neyin gerçek olduğunu ve yalanlara gülüp geçmeyi öğreten kimdir?

Neden yaşadığımıza ve neyin uğruna 
canımızı vereceğimize karar veren kimdir?

Bizi zincire vuran kimdir?
 Ve özgürlüğümüzü sağlayacak anahtarı elinden tutan kimdir?
Sensin!
İhtiyacın olan tüm silahlara sahipsin.
Haydi savaş!"


(
Who honors those we love 
with the very life we live?







Who sends monsters to kill us


And at the same time 
sings that we'll never die?





Who teaches us what's real 
and how to laugh at lies?

Who decides why we live 
and what we'll die to defend?





Who chains us?


And who holds the key 
that can set us free?



It's you.

You have all the weapons you need.

Now fight.)























Ruh nedir bilir misiniz? Ruh bir radyo dalgasıdır. Sizin için uzun ama esas olarak kısa bir süre özel yayın yapar ve sonra gider. Ruh terk ettikten sonra beden leşten pek de farklı sayılmaz. Kendinizi ayrıcalıklı ya da biricik hissetmeyin. Yayın süreniz dolunca hepiniz toprağın altında solucanlar beyninize ulaşmaya çalışırken öylece yatıyor olacaksınız. 

Bu arada insanlar ruhun  bedenden ayrılmış halini, kafalarında hep bir siluet olarak canlandırır. Ne yazık ki bu da yanlış. Maalesef ruh şu anki görüntünüzün bir yansıması değildir. Belki de bir çizgiye daha çok benzer ruh.

Aklınızın yetmediğini kabul etmek zor değil mi? Zekanız çıkışmıyor anlamaya. O halde tek çare inanmak yatağın altındaki canavara.