Salı, Nisan 26, 2011

ÇiKoLaTa KoKuSu




Uzun zamandır ayrı kaldığım bir mutluluğun içerisindeyim şu anda. Riyadan, çıkardan, menfaatlerden çoooook uzaktayım. Sevgiler gecelik ya da mevsimlik değil buralarda... Bana bakan gözlerde en ufak bir sahte duygu yok. Her şeyin bir yeri var ve hepsi olması gerektiği yerde duruyor her zaman. Hangi kapıyı açarsan aç suratına bir ışık hüzmesi vuruyor, en karanlık gecelerde bile.  Çocukluğum olmasa da gençliğim geçtiği ve saf anılarla dolu bir yerdeyim... Öyle bir yerdeyim ki; burada sıcaklık hep +30 derece ve çorba hep aynı lezzette pişiyor. Ben yerken başkalarının doyduğu, kaç yaşında olursam olayım üşüdüğümde üstümü örten bir elin bulunduğu, ütülenmiş mis kokulu pijamalarımın hazırlandığı cennet parçası burası. 



Ve burası öyle bir yer ki; ne zaman çalsam kapıyı bir sevinç ışıltısı parlıyor gözlerde. İçeriden, koridordan süzülerek çikolata kokuları geliyor burnuma çünkü benim annem hep çikolatalı pasta yapar ve benim annem hep çikolata kokar.

Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız söyleyeyim: Annem'dir.  
Abrabam Lincoln

Pazar, Nisan 24, 2011

KüLTaBLaSı


Belki de seviyorum acı çekmeyi;
Özlüyorum hunharca sevilmeyi,
Haince öpülüp terk edilmeyi. 
Ama en çok incitmeyi biliyorum. 
Hızla itiyorum ilgili her nesneyi.
Evet nesne;
Ancak kül tablası olabilir ya da kürdan.
Bir siluet görünüyor yalnızca uzaktan,
Giderek uzaklaşıyor ruhtan…

30LaRıNDa KaDıN oLMaK

Benim yaşlarımdaysan ve kadınsan etrafında çok insan olur. Bunlardan bazıları olduğun şey için etrafındadırlar. Yaydığın enerji çekebilir onları. Hayata kattığın bazı değerleri görmeyi becerirler ve sana da kendilerinden bir şeyler katarlar. Bu tıpkı bir alışveriş gibidir. Zaten ilişkilerin hepsi bu alma ve vermeye dayalı değil midir özünde? Karşımdakini dinledikten sonra biraz da ben anlatmak isterim, çayımı içerken yanımda bir dostum olsun isterim, kaza yapınca akıl danışacak birilerine ihtiyaç duyarım, çok mutsuzsam bağırıp çağırırken bana hak verecek okkalı bir de küfür edecek bir yandaş ararım kendime. Kim kime sevgisini ve ilgisini karşılıksız verir? En insani davranıştır bu bence.
Bir kısmı aç kurtlar gibidir. Yamyamgillerden... Güzellik, dişilik, sosyal çevre, varsa para, popülarite gibi unsurlardan yararlanarak ortaklık sağlamak isterler.  Samimiyetsizliklerini fark etmek zor meziyettir. Öyle güzel kandırırlar ki insanı, kendini değerli bir dostluğun içindeymiş gibi hissedersin. Telefonu sürekli çalan, eş dost toplantılarında öncelikle aranan kişi haline gelirsin bir anda. Bunlara hem anlam veremezsin hem de bir yandan hoşuna gider. Beğenilmeyi ve bir takım çevrelerin aranan insanı olmayı kim istemez ki sonuçta. Söz söylediğinde dinlerler seni, sayarmış gibi yaparlar. Alabildiklerini almak, koparmaktan başka bir amaçları da yoktur aslında. İnsanlığından, sevginden, hoşgöründen, güveninden, dürüstlüğünden, karakterinden çalarlar. Gün be gün azalırsın. Yok olduğunun tükendiğinin farkına bile varmazsın.


"İnsanların dostluk adını verdikleri şey, bir ortaklık, çıkarların karşılıklı korunması ve yardımlaşmadan ibarettir ve bu, özseverliğimizin daima bir şeyler kazanmayı düşündürdüğü bir alıveriştir." 

La Rochefoucauld




Benim yaşlarımdaysan ve kadınsan büyük ihtimalle yalnızsındır. Arkadaşlıklar yapaydır ve bundan sonra gerçek dostluklar edinmek neredeyse imkansız. Ellerimi cebime koyup ıslık çalarak hızla uzaklaşıyorum şimdi aranızdan, kendi okyanusumda gerekirse boğulmaya gidiyorum. Kimsenin koyu ve kirli akvaryumunda cama çarpa çarpa ve bir başkasının sınırlarında kendime yer bulmaya çalışarak yüzmeye niyetim yok çünkü.