Bugün Pazar.
Aslında başka bir gün ama bana Pazarmış gibi geliyor.
Her hali her tavrıyla Pazar.
Deliye de Bana da Pazar.
Bir kere Pazarın başlangıcı dingin olur. Sessiz sakin güne uyanmamı bekler. Hiç gürültü yapmaz. Temizdir. Uçuş uçuş perdenin arkasından kısık gözlerle havanın aydınlandığını görürsün. Eğer dostların varsa onlar da ses etmez, dokunmazlar. Uyananlar, uyuyanları rahatsız etmemeye uyandırmamaya çalışır. Perdeler git gide açılır sükut içerisinde uyanırsın ve en az 5 dakika yataktan çıkmazsın. Pazar seni hiç zorlamaz kalkmaya. Saçlarını okşar, gıdıklar, yanağından öper tatlı tatlı, sen güzelce uyan diye.
Sonra Pazarları televizyon izlenmez, müzik dinlenir. Kahveni alıp battaniyenin altına girersin ayakların üşümesin diye. Biri uzanır bir yerlere ve güzel bir müzik açar. Ruhun dinlenir o müzikle, Adeta şarj olursun pillerin dolar umuda. Bütün gün kafanda aynı melodiyle gezersin, su içerken, işerken, bulaşıkları yıkarken, ellerini kremlerken...
Öğlene doğru pek de kibrit kutusu büyüklüğünde olmayan peynirinle, balınla, yağınla, yeni demlenmiş tomurcuklu çayınla kahvaltını yaparsın. Yavaş çekim gelişir her şey, hayatının yönetmenini en iyi hissettiğin gündür Pazar. Sol omzunun üzerinden ve senin gözlerinden çeker tüm kareleri. Çayını karıştırman tam 45 dakika sürer, çın çın çın, gazeteni hafif hışırdatarak açarsın, tüm duyabildiğin ses o kadar.
Dostlar sağ olsun , mütemadiyen ararlar. Gülerek konuşursun çünkü bugün Pazar, hiç kimse ve hiçbir şey moralini bozamaz. İki yudum çay, bir dost kahkahası tadında geçer kahvaltı faslı. Saçlarını şöyle bir karıştırırsın, düzeltmek için değil haaa, karıştırırsın çünkü daha eğlenceli bir şey yoktur o an. Gevşer, gerinir ve derin bir nefes alırsın. Arkada daha da yaslanırsın. Ensenden birleştirdiğin ellerinin üzerinde yaylanırsın. Bu Pazar hiç bitmesin istersin. Senden daha mutlu daha sakin ve belki de daha huzurlu kimse olamaz şu dünyada.
Fakat "öğleden sonra" olduğunda bir kasvet kaplar tüm şehri. Bir anda kararır hava, ortalık sisli puslu olur anında. İsterse o gün yılın en uzun günü olsun, isterse hava gece 12.00'de kararacak olsun, saat 14.00 itibariyle Pazar günü bitmiştir benim için. Çünkü o saatte Pazar kepenk kapatır. Evine çekilir, yüzünü saklar. Vebalıymışçasına kaçar gider. Tutkusunu, huzurunu, sevgisini, şefkatini, merhametini, rahatlığını, kısaca ne varsa kendine dair, hepsini esirger senden. Uyuşursun, kanepeden kalkıp yüzünü yıkayacak kadar bile derman kalmamıştır bacaklarında. Biri bir bardak su getirsin diye gözünün içine bakarsın milletin. Ama nafile bir çabadır bu. Pazar esirgemiştir senden enerjisini.
Ve artık beynindeki küçük adamlar başlar konuşmaya; Pazartesi, iş, ödev,dosya, görev, sevgili, koca, çocuk, anne, para, fatura, banka, hastane....
Sesler büyür beyninde un ufak eder az önceki keyfini.
Pazar böyle bir gün işte
NOT: Tenk yu, ol may fırends hu fors mi tu tink ebaut sandeyz on e kejuıl fıraydey :)
Diyır Ayça end Diyır Sevim hiyır yor sıpeşıl tenks
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder