Küçükken her şey mükemmel olacak diye kandırdılar bizi. Babamızla annemiz kadar şanslı olacaktık. Masallardaki gibi aşık olup sonsuza dek mutlu yaşayacaktık. Küçükken her yer oyun parkıydı, her yer bahar, her yer masmavi deniz, yemyeşil ormandı. Gözlerimiz parlardı da biz o naif duruşların değerini sonradan öğrendik. Git gide karardı, şarkıdaki gibi "büyüdük ve kirlendi dünya". Bilseydik yine de aynı hayatı yaşar mıydık? Belki bazılarımız bir kaç şeyi değiştirmek isterdi. Ama aynı çirkinlikler gelip yine bizi bulurdu. Dünü kaçırdık artık yapacak bir şey yok. Ama yarında hala umut var. Bir yerde umut varsa mutlu olma şansı da olabilir. Olabilirlikler üzerine bir sefillik ve mücadele arenası değil mi hayat zaten?
Belki çoğumuzun çocukluk hayallerimizdeki kadar süslü ve şatafatlı hayatları olmayacak yine de aşkın en güzel hallerini yaşayabiliriz. Birilerinin kapısına gidip gidip döneceğiz, telefon numaramızı gizleyip gece yarıları iki saniye de olsa sesini duyabilmek için küfürler de yiyeceğiz, kıskandırmak isterken rezil de olacağız. Bu yaşımızda utanmadan biri için gözyaşı dökeceğiz.
Bununla birlikte bileceğiz ki bir şeye değerse değer, değmezse gittiği yere kadar gider. Mutlu son olmasa da mutlu anlar vardır. Ve bu anlar kaçırılmamalıdır. Hayat sandığımız kadar uzun değil.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder