Ben kendi hakkımdan geldim. Hem de çok kısa sürede üzdüm, hırpaladım kendimi. Yaradılışım kusursuz değil ama sen bunu benden daha iyi biliyorsun. Günah köprüsü var ya onu ben inşa ettim. O kitaplarda yazılan cinsten günahların hepsini işledim, içki de içtim. Bir gün kapına geleceğim ve bana "sen neler yapmışsın ufaklık şurada biraz yan bakalım" mı diyeceksin? Koskoca kozmoz içinde miniciğim, bana mı taktın? Sorguluyorum. Alın yazısı, kader, bunları bana sen vermişsin. Bu sorgulayan aklı da ben kendi evimden getirmedim. Ben senin kapına geleceğim sen de bana YAN mı diyeceksin? Ben kendi hakkımdan geldim ey tanrı, sen de buna seyirci kaldın. Bir de ayağına kadar gelmişken pişmanlıklarla dolu şu sefil hayattan sonra beni cayır cayır yakacak mısın şimdi?
Ben gözümü bu dünyada açtım. Bu dünyada... Çocukken bilmiyordum yeni öğrendim. Yarattığın yoksulluk, açlık, can verdiğin katiller, tecavüzcülerle dolu bu dünyaya beni seni gönderdin. Yakıştı mı sana?
"Kıl gibi köprü gerersin geç diyü
Gel seni sen tuzağumdan seç diyü
Kıl gibi köpriden adem mi geçer
Ya düşer ya tayanur yahut uçar
Kulların köpri yaparlar hayr içün
Hayrı budur kim geçerler seyr içün
Ta gerek bünyadı muhkem ola ol
Ol geçenler ayıda uş toğrı yol"
Kıldan ince köprü yapar da dersin ki: Ey kullarım gelin geçin. Oysa kıl gibi köprüden insan geçemez. Uçması, ya da düşmesi gerekir. Sonra köprü başkalarının kötülüğü için değil, iyiliği için yapılır. Senin köprün iyi bir köprü olmasa gerek.
(Yunus Emre)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder