Çarşamba, Ocak 18, 2012

KaLMaMıŞSa BiR TeSeLLi

30 Temmuz 2008. 
Hiç bir zaman izleri geçmeyecek o yara açıldığında henüz gençtim. Olacaklardan bihaberdim. Çekeceğim acıyı tahmin edemeyeceğim gibi asla geçip gitmeyeceğini de bilmiyordum. Bir insanla koca bir şehrin her sokağında anılarınız oldu mu hiç? Kafanı ne yana çevirsen onu görmek bir insan evladına ne kadar acı verebilirmiş öğrendim. Kırıklarını aldıramadım kalbimin, olduğu gibi kaldı, derin her gün daha da derinleşti üstelik. Bir yıl kadar süren ağır depresyondan öfkeli, sinirli, nefret dolu ve çoooook hırslanmış olarak çıktım. Hala ne tarafa baksam aynı insanı görmeye devam ettim fakat bu defa kötü duygular besleyerek devam ettim. Her duygunun en dibine vurdum, acıyı yok sayarak ve fakat içimde gün be gün ateş topu (ki bundan sonra fireball diyeceğim) gibi büyüterek yaşadım. 

Aşk mıydı yaşadığım ondan bile çok emin değilim aslında. Yani ya gerçekten aşk yoksa! Bu yaşadıklarım bir pazarlama oyunuysa o kötü günlerime geri dönebilirim her an. 
Üstesinden geldiğimi düşünüp bir dizi garip ve anlamsız ilişki yaşadığım doğrudur. Hepi topu 2 ay sürmüştür en uzunu. Acı müptelası olmuş birine çok bile. Yaşadığım her şeye anlam katmışımdır, bu konuda bir yanlış anlaşılma olmasını istemem. Yerini doldurmak için yaşadıklarım bile özel anılardır. Ama sonuçta birinin yerini doldurmaya çalışmak ne kadar sağlıklı bir bakış açısı olabilir ki?

Çok özel ve değerli olduğumu düşünürken bir yıl yas tutarak değersiz ve sıradan bir kadın olduğumu sindirdiğim dönemin akabinde geçirdiğim "umursamama evresi" de bir hayli acılıymış oysaki... Güven duygunu yitirdiysen bir daha kolay kolay yakınlaşamıyorsun kimseyle. Eğer biri karşı cinse besleyebileceğin güven duygusunu söküp çıkardıysa içinden ve üstünden üç bin tonluk bir kamyonla geçtiyse durum biraz daha ciddi oluyor haliyle. Önüme çıkan herkesi hedef tahtası olarak görüp tam on ikiden vurmak ve yaşadığım üzüntünün aslında hiç olmadığı göstermek istedim. Evet... Geçmiş yaşanmamış gibi davrandım. Aptal aşık, hayatında anlamlı başka bir şey yokmuş gibi aylarca ağlayan ben değilmişim gibi yaşadım. Eğlendim, güldüm, gezdim, sarhoş oldum, kustum, yeni arkadaşlarım oldu, sevdiğim günler de oldu kısa kısa. Ama derinlerde bir yerlerde sürekli intikam alıp duruyordum fireball git gide büyüyordu ve ara sıra ucundan çıkardığım kıvılcımlar bile insanları kaçırmaya yetiyordu. 
Yıllar sonra bile gözlerimi yumduğunda aynı insanın silüeti beliriyor aklımda. Bazı anlar gözlerim de doluyor. Nasıl becermiş de bu kadar unutulmaz olabilmiş formülünü öğrenmek gerek.  Bir kez daha söylüyorum eğer aşk yoksa kendimi öldürmem an meselesi :)
Yıllar sonra az kalsın bir başkasına karşı aşka yakın şeyler hissediyordum. Ama travma bu ya; yaşayamadım. Yarım kaldı ya da yarım bile kalmasına müsaade etmeden batırdım ortalığı. Oysa çok yaklaşmıştım. Onu görünce dizlerim titriyor, sesim çatlıyordu. Saçma sapan ve bir o kadar da anlamsız şeyler söyleyip eve gidince bu utançtan kurtulmak için ölmeyi diliyordum. Her telefon sesine o mu acaba diye koşup o olmadığını anladığımda neşemi döküyordum yaprak yaprak yerlere. Belki de sadece unutmaya bu kadar yaklaşmışken gazı kökleyerek durumu zorlamaktan ibaretti. Neyse ki o da geçti gitti. 
Yıllar sonra hala düşünüce için titriyor. Her acıdan biraz yaşamak gerekiyor, bu kadarı da fazla diyorum ama hala yoğun ve bir o kadar da taze kalması nevrotik bir şekilde hoşuma gidiyor. Şimdi bakıyorum da neredeyse 4 yıl geçmiş üstünden. Hala kokusunu alabiliyorum. Gidip gelen anılar ise darmadağın ediyor benliğimi. Sanki ayrıldığımız güne kadar hep onunla yaşamışım gibi geliyor. Öncesiz. O kadar önemsiz öncesi. Bazen en azından bu kadar yoğun şeyler hissedebildiğim bir ilişkim olduğu için çok mutlu oluyorum bazense bir daha yaşama ihtimalinin olmadığı düşünüp umutsuzluğa düşüyorum. İki ucu da birbirine çok uzak gelgitler... Şükür mü etmeli lanet mi okumalı? 
Yıllar sonra geçmediğini görüyorum. 
Bazı hisler insanı terk etmiyor. 
Bazı acılar geçmiyor. 
Bazen zaman hiç geçmiyor. 
Ve bir türlü bitmiyor. 
Kalmamışsa bir teselli aşkı kabul etmek gerekiyor. 

Hiç yorum yok: