"...
Severek yaşadığımız hayatımızı onurlandıran kimdir?
O canavarları bize öldürmemiz için gönderen
Ve aynı zamanda asla ölmeyeceğimizi işaret eden kimdir?
Neyin gerçek olduğunu ve yalanlara gülüp geçmeyi öğreten kimdir?
Neden yaşadığımıza ve neyin uğruna
canımızı vereceğimize karar veren kimdir?
Bizi zincire vuran kimdir?
Ve özgürlüğümüzü sağlayacak anahtarı elinden tutan kimdir?
Sensin!
İhtiyacın olan tüm silahlara sahipsin.
Haydi savaş!"
(
Who honors those we love
with the very life we live?
Who sends monsters to kill us
And at the same time
sings that we'll never die?
Who teaches us what's real
and how to laugh at lies?
Who decides why we live
and what we'll die to defend?
Who chains us?
And who holds the key
that can set us free?
It's you.
You have all the weapons you need.
Now fight.)
Ruh nedir bilir misiniz? Ruh bir radyo dalgasıdır. Sizin için uzun ama esas olarak kısa bir süre özel yayın yapar ve sonra gider. Ruh terk ettikten sonra beden leşten pek de farklı sayılmaz. Kendinizi ayrıcalıklı ya da biricik hissetmeyin. Yayın süreniz dolunca hepiniz toprağın altında solucanlar beyninize ulaşmaya çalışırken öylece yatıyor olacaksınız.
Bu arada insanlar ruhun bedenden ayrılmış halini, kafalarında hep bir siluet olarak canlandırır. Ne yazık ki bu da yanlış. Maalesef ruh şu anki görüntünüzün bir yansıması değildir. Belki de bir çizgiye daha çok benzer ruh.
Aklınızın yetmediğini kabul etmek zor değil mi? Zekanız çıkışmıyor anlamaya. O halde tek çare inanmak yatağın altındaki canavara.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder