Son çırpınışlarım bunlar. Şimdi tam kenarındayım uçurumun. Ya aşağı düşüp çakılmak ya da uçup gitmek üzereyim semaya. Çelişkilerle ve anlam kargaşalarıyla dolu uzunca bir zamanı henüz bitirdim. Aklımdan geçen ve hissettiğim şey sabır. Dilerim her şey beklenen şekilde gerçekleşir. Fakat aksi ihtimali düşündükçe tüm organlarımı parçalarcasına bıçaklar dönüyor içimde. Bu duygunun bir kokusu, rengi var görüyorum, tadını alıyorum. İnsanı bitiren korkulara ve çaresizliğe yenik düşmek. İstemiyorum...

Ruhum eskidi bu şehirdeki ruhsuzluklardan. Tekdüze gelişen her durum beni biraz daha aşağı çekiyor. İçimde biriktirdiğim öfke, nefret, sevgi, her ne varsa en azından bir kısmını paylaşabilmek istiyorum. Olmuyor çünkü her sohbet havada kalıyor, derininde bir duygu barındırmıyor, tatsız ve renksiz geliyor. Dipsiz kuyudan kum çıkarmak için kuvvetlice nefesimi çekip dalıyorum fakat sonu gelmiyor bir türlü ve boğulmaya başlıyorum yavaş yavaş. Artık nefesim tükeniyor.
Çok acınası ve talihsiz bir açıklama yapmak üzereyim şimdi. Gogh olabilir miyim diye düşünüyorum bazı zamanlar. Çünkü hissediyorum. O derin kayboluşu hissediyorum. Kimseye söyleyecek tek kelimenin olmayışını ve arkasındaki iç parçalayıcı çığlığı, bakmaktan, duymaktan, anlamaktan yorulmayı ve en çok da başka bir seçeneğinin olmayışını hissediyorum. Gereksizlik hakkında düşünüyorum. Kulağımın, dişlerimin, kalbimin, ellerimin, çenemin..
Dediğim gibi şimdi tam kenarındayım uçurumun.
5 yorum:
Yorum Gönder