Pazartesi, Haziran 20, 2011

KeNDiMLe GöRüŞMeM (iNTeRVieW WiTH The Me)

Her şeyi yoluna koyduğunuz bir anda illaki bir pürüz çıkar ve sil baştan başlamanız gerekir BAZEN. Bu benim başıma nedense sürekli geliyor. Çok mutluyum, sevgilimle hayatımın en güzel günlerini geçiriyorum birden karşıma biri çıkıyor ve tüm o duygu yoğunluğuna çomak sokuyor. İşlerim yolunda gidiyor, sevdiğim insanlarlayım, bir araba almaya karar veriyorum pat işten atılıyorum. Ya da karlı bir işe atılım yapıyorum pat sevgilim terk ediyor. Veya ailemle aramı düzeltiyorum abim komalık oluyor. Şehir değiştirmeye karar veriyorum, her şeyi arkamda bırakmaya hazırlamışım kendimi ama yooook o da nesi öyle biri çıkıyor ki karşıma nutkum tutuluyor. Bunlar sadece benim başıma mı geliyor diye sorgularken kendimi bazen öyle lanet bir şeyler oluyor ki "Tanrım neden ben, neden, neden?" diye haykırmak zorunda kalıyorum. Nefesim kesiliyor.

Bu arada gerçekten neden ben?

Her neyse, bazen kendimle bile kavga edip işleri çığırından çıkarabiliyorum. Yeteneklerim saymakla bitmez. Ebedi huzurun imkansız olduğunu biliyorum ama en  azından kısa bir süre de olsa hayatımda bir dinginlik istiyorum. Birkaç ay işten eve geldiğimde ceketimi koltuğun üzerine atıp gazeteyi okumak, haberleri seyretmek, ardından bir film izlemek ve arkadaşlarımla telefonda konuşarak günü bitirmek istiyorum. Ama yok, ne zaman gün böyle başlasa ya telefonda konuştuğum arkadaşım başına bir şey gelir ve gece hastanede biter ya ben gecenin sonunda elimde bir kadeh içkiyle eve sarhoş dönerim ya da kaçırdığım bir randevu yüzünden kendimi dil dökerken bulurum. 

İşte bu nedenle kendimle yüzleşmeye karar verdiğim bir dönemdeyken kör olasıca talihim beni yine şaşırtmıyor ve düşünmeye bile vakit bulamayacak ortamlarda sıkışıyorum. Her şey dört koldan saldırıyor üzerime. Sağol felek ama unutma intikam soğuk yenir. 

Bu adil değil. Hiç değil. 

Hiç yorum yok: